OĞUZHAN ATA SADIKOĞLU USTALIK DÖNEMİNE HAZIR

Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Pütürge Haber Ajansı için verdiği röportajında geride kalan 8 yılda pandemi, 6 Şubat depremleri ve zirai don gibi büyük krizlere rağmen üyelerinin yanında olduklarını belirterek, yeni dönemde hedeflerinin Malatya ekonomisini büyütmek ve dönüştürmek olduğunu söyledi. Model Fabrika’dan lojistik merkeze, kuluçka merkezlerinden savunma sanayine, dijital dönüşümden ihracata kadar yeni dönem projelerini anlatan Sadıkoğlu, “İlk iki dönemde güçlü bir temel oluşturduk. Üçüncü dönemde bu temelin üzerinde daha büyük bir ekonomik yapı inşa etmek istiyoruz” dedi.
– Sayın Başkan 2 dönemdir görevde bulunduğunuz Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı’na tekrar aday oldunuz. 2 Dönem TSO için nasıl geçti? 3. Dönemde neleri hedefliyorsunuz?
2018 yılında göreve geldiğimizde önümüzde çok net bir hedef vardı. Ticaret ve Sanayi Odamızı üyelerimizin ihtiyaçlarına cevap veren, onların sorunlarını sahiplenen ve Malatya’nın ekonomik gelişimine yön veren güçlü bir kurum haline getirmek. Geride bıraktığımız 8 yıla baktığımızda önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum.
Odamızı sadece üyelerimizin belge almak için kapısını çaldığı geleneksel bir yapı olmaktan çıkararak, bilgi üreten, eğitim veren, proje geliştiren, üyelerinin finansmana, ihracata, teşviklere ve yeni pazarlara erişimini kolaylaştıran bir yapıya dönüştürdük. Kısacası belge odacılığından bilgi odacılığına geçtik.
Ancak bizim dönemimizi sadece yaptığımız projelerle değerlendirmek doğru olmaz. Çünkü bu 8 yıl içerisinde pandemi gibi küresel bir kriz, ardından 6 Şubat depremleri ve sonrasında zirai don gibi Malatya ekonomisini doğrudan etkileyen çok büyük hadiseler yaşadık. Bütün bu süreçlerde ortak bir anlayışımız oldu. Sorun nerede ise biz orada olacağız.
Üyemizin yanında olduk, sahada olduk, sorunları ilgili makamlara taşıdık ve çözüm için mücadele ettik. Bugün yeniden aday olmamızın temelinde de bu anlayış var. Önümüzdeki dönemde artık sadece mevcut sorunları çözmek değil, Malatya ekonomisini büyütmek ve dönüştürmek istiyoruz.
Model Fabrika’yı hizmete alacağız. Üyelerimizin finansmana erişimini gündemde tutacağız. Lojistik merkez, sektörel ticaret siteleri, kuluçka merkezleri gibi projeleri hayata geçireceğiz. Savunma sanayinin tedarik zincirine Malatyalı üreticilerimizi dahil etmek için çalışacağız. Yeşil dönüşüm, yapay zekâ, dijitalleşme, e-ihracat ve uluslararasılaşma konularında üyelerimizi geleceğin ticaretine hazırlayacağız.
İki dönemde güçlü bir temel oluşturduk. Üçüncü dönemde bu temelin üzerinde daha büyük bir ekonomik yapı inşa etmek istiyoruz.
– Görev süreniz içerisinde Pandemi ve Deprem felaketleri yaşandı. Bu hedeflerinize ulaşmanız ve projelerinizi gerçekleştirmeniz noktasında size bir engel oluşturdu mu?
Elbette oluşturdu. Çünkü pandemi de deprem de bütün dünyada ve şehrimizde ekonomik hayatın dengelerini değiştiren olağanüstü süreçlerdi. Ama biz hiçbir zaman “şartlar zor, yapacak bir şey yok” demedik. Pandemi döneminde üyelerimizin yaşadığı sorunları gündeme taşıdık. Kapanmalarla ve cezalarla karşı karşıya kalan işletmelerimizin sesi olduk. “Alışverişini Yerel Esnaftan Yap, Esnafına Sahip Çık” kampanyasıyla yerel ticareti desteklemeye çalıştık.
6 Şubat depremlerinde ise ilk saatlerden itibaren sahadaydık. Yaklaşık 60 yardım tırının koordinasyonunu sağladık. Üyelerimize ulaşarak kapsamlı bir durum tespit çalışması yaptık ve hazırladığımız raporu şehrimize gelen Cumhurbaşkanımıza ve bakanlarımıza sunduk. Sonrasında mücadelemiz farklı bir boyuta geçti. Çünkü deprem sadece binaları yıkmadı. Malatya’nın ekonomik düzenini de büyük ölçüde sarstı. Finansman ihtiyacını sürekli gündemde tuttuk. Kamu ve özel bankaların genel müdürlükleriyle görüşmeler yaptık. KOSGEB Deprem Kredisi konusunda girişimlerde bulunduk.
Mücbir sebep konusunda ciddi bir mücadele yürüttük. Yaklaşık 250 STK, esnaf odası ve meslek kuruluşunun desteğiyle ortak açıklama yaptık. Bu mücadele sadece Malatya’nın değil, deprem bölgesinin ortak sesi haline geldi.
Ardından zirai don felaketi yaşandı. Burada da sadece üreticinin değil, tüccarın, ihracatçının ve kayısıya bağlı yüzlerce sektörün zarar gördüğünü anlattık. Dolayısıyla evet, hedeflerimizi etkileyen çok büyük krizler yaşadık. Ancak bizim çalışma anlayışımızı değiştirmedi.
Krizler değişti, mücadele anlayışımız değişmedi.
– Bu dönemlerde TSO’nun üye sayısının önemli ölçüde artmış olmasını neye bağlıyorsunuz?
2018 yılında yaklaşık 6 bin 500 üyemiz vardı. Bugün 13 bine yaklaşan bir üye yapısına sahibiz. Yaklaşık yüzde 100’lük bir artış söz konusu. Elbette Malatya’nın ekonomik ve demografik yapısındaki değişimin, özellikle deprem sonrası yeniden inşa sürecinin de bunda etkisi var. Ancak ben bu artışı yalnızca rakamsal bir büyüme olarak görmüyorum. Bunun aynı zamanda Odamıza duyulan güvenin göstergesi olduğunu düşünüyorum.
Çünkü üyelerimiz şunu gördü; Ticaret ve Sanayi Odası sadece aidat alan veya belge veren bir kurum değil. Sorun olduğunda yanında olan, gerektiğinde ilgili bakanlığın kapısını çalan, finansman sorununu gündeme taşıyan, ihracat konusunda yol gösteren, eğitim veren, proje geliştiren bir kurum. Biz bunun için Odamızın kapılarını sonuna kadar açtık.
Üyemizin bize ulaşabilmesini önemsedik. Hizmet katımızı yeniledik, dijital altyapımızı geliştirdik. Göreve geldiğimizde web sitemiz dahi yoktu. Bugün üyemiz birçok işlemini Odaya gelmeden yapabiliyor. Üyemizle aramızdaki mesafeyi değil, bağı güçlendirdik. Ben üye sayımızdaki artışın arkasında bu güven ilişkisinin de önemli bir payı olduğuna inanıyorum.
– Sizce, Malatya’da Ticaret ve Sanayi’nin çözülmesi gereken en önemli sorunu nedir?
Bugün Malatya iş dünyasının önündeki en önemli sorunlardan biri finansmana erişim. Deprem sonrası işletmelerimizin önemli bir bölümü sermayesini kaybetti, işyerini kaybetti, üretim kapasitesi zarar gördü. Şimdi yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor. Ancak bunun için işletmelerimizin uygun maliyetli ve erişilebilir finansmana ihtiyacı var.
Biz bu nedenle finansman konusunu hiçbir zaman gündemimizden çıkarmadık. Bundan sonra da çıkarmayacağız. Bankalar Birliği Başkanı ve banka genel müdürlerini üyelerimizle buluşturmayı sürdüreceğiz. Yeni faizsiz kredi paketlerinin devreye alınması için girişimlerimizi devam ettireceğiz.
Ama bunun yanında daha büyük bir meselemiz var. Malatya’nın ekonomik yapısını yeniden inşa etmemiz gerekiyor. Sadece deprem öncesindeki ekonomik yapıya dönmek bizim için yeterli değil. Daha fazla üreten, daha fazla ihracat yapan, katma değeri yüksek ürünler üreten, teknoloji kullanan ve dünya pazarlarıyla daha güçlü bağlantılar kuran bir Malatya hedeflemeliyiz.
Bu nedenle finansmanla birlikte üretim, lojistik, ihracat, teknoloji ve nitelikli insan kaynağı konularına odaklanmamız gerekiyor.
– Malatya şehir olarak yeniden ve çok daha güçlü bir şekilde ayağa kalma çabasında, bu süreçte ticaret ve sanayinin
 ortaya koyacağı iddialı hedef nedir? 3. Döneminizde en öncelikli hangi çalışmayı başlatacaksınız?
Bizim hedefimiz yalnızca “eski Malatya’yı yeniden kurmak” değil. Yeni ve daha güçlü bir ekonomik Malatya inşa etmek. Bunun için önceliğimiz üretim kapasitemizi artırmak, işletmelerimizin rekabet gücünü yükseltmek ve Malatya’yı ulusal ve uluslararası ticaret ağlarında daha güçlü bir noktaya taşımak. Bu anlamda çok sayıda projemiz var. Ancak bunların içerisinde özellikle Model Fabrika bizim için çok önemli.
Bina inşaatını tamamladık. Eğitim sınıfları, konferans ve toplantı salonları ile üretim sahasını Bakanlık standartlarına uygun hale getirdik. Makine parkurunun temin edilmesinin ardından Model Fabrikamızı hizmete alacağız. Burası sadece Malatya’ya değil, bölgeye hizmet verecek. Özellikle OSB’deki fabrikalarımızın daha verimli, daha nitelikli ve daha katma değerli üretim yapmasına katkı sağlayacak.
Ama bununla sınırlı değil. Malatya’ya bir lojistik merkez kazandırılması için çalışacağız. Çünkü bugün üyelerimizin önemli maliyet kalemlerinden biri lojistik. Küçük ve orta ölçekli imalatçılarımız için kuluçka merkezleri, sektörlerimizi bir araya getirecek modern ticaret siteleri, ihracatımızı artıracak UR-GE projeleri, üyelerimizin dünya pazarlarına açılmasını sağlayacak yurt dışı fuar organizasyonları gerçekleştireceğiz.
Ben üçüncü dönemi bir anlamda “Malatya’nın ekonomik sıçrama dönemi” olarak görüyorum.
– TSO seçimlerinde siyasetin gölgesi var mı? Siyaset ne istiyor TSO’dan?

Ticaret ve Sanayi O
daları, üyelerinin ortak ekonomik çıkarlarını temsil eden kurumlardır. Bizim s
orumluluğumuz da 13 bine yaklaşan üyemizin tamamına karşıdır. Ben hiçbir zaman Odamızın kapısını siyasi görüşlere göre açıp kapatmadım. Bizim için üyenin siyasi görüşü değil, işletmesinin sorunu önemlidir. Bugüne kadar hangi makamın kapısını çalmamız gerekiyorsa çaldık. Hangi bakanlığa, hangi kuruma, hangi kamu yöneticisine ulaşmamız gerekiyorsa ulaştık. Çünkü bizim görevimiz siyaset yapmak değil, Malatya iş dünyasının hakkını, hukukunu ve menfaatini savunmak.
Bazen sorunları yüksek sesle dile getirdiğimiz için “kavgacı başkan” denildiğini görüyoruz. Ben buna şöyle bakıyorum; Bizim kavgamız şahsi bir kavga değil. Üyemizin sorunuyla ilgili bir mücadeledir.
Eğer bir üyemizin finansmana ihtiyacı varsa bunu söylemek zorundayız. Eğer bir sektörümüzün sorunu varsa gündeme getirmek zorundayız. Eğer Malatya’nın ekonomik menfaati söz konusuysa sessiz kalamayız. Dolayısıyla bizim referansımız herhangi bir siyasi yapı değil, üyelerimiz ve Malatya’nın ekonomik geleceğidir.
– Üyelerinize sandığa giderken oy kullanırken neleri öncelikli olarak düşünmeleri istersiniz?
Üyelerimizin oy kullanırken öncelikle kimin ne söylediğine değil ne yaptığına bakmasını isterim. Çünkü seçim dönemlerinde çok şey söylenebilir. Herkes çeşitli vaatlerde bulunabilir. Ama bir insanın kriz anındaki tavrı çok şey anlatır.
Pandemide kim üyelerinin yanındaydı? 6 Şubat depremlerinde kim sahadaydı? Mücbir sebep konusunda kim mücadele etti? Zirai don sonrasında kim Malatya’nın taleplerini ilgili makamlara taşıdı? Üyesinin finansman sorununu kim gündemde tuttu? Ben üyelerimizin bunlara bakmasını isterim.
Bizim 8 yıllık bir karnemiz var. 317 eğitim, binlerce katılımcı, ihracat destek çalışmaları, dijital dönüşüm, yeni hizmet anlayışı, üyelerimizin sorunları için yapılan girişimler, pandemi ve deprem süreçlerindeki mücadele. Bunların tamamı ortada.
Ben üyelerimizden vaatlere değil, geçmişte ortaya konulan emeğe ve önümüzdeki dönemin gerçekçi hedeflerine bakarak karar vermelerini istiyorum. Çünkü Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı sadece bir makam değildir. 13 bin işletmenin sorumluluğunu taşımaktır.
– Üyelerinize son mesajınız nedir?
Öncelikle 8 yıldır bize duydukları güven ve verdikleri destek için bütün üyelerimize teşekkür ediyorum. Bu şehi
rde çok zor dönemlerden birlikte geçtik. Pandemiyi, 6 Şubat depremlerini, ekonomik sıkıntıları, zirai don felaketini birlikte yaşadık. Biz hiçbir zaman kolay olanı tercih etmedik. Üyemizin sorununu gördüğümüzde, “Birileri ilgilenir” demedik, biz ilgilendik. Çünkü biz bu görevi bir makam olarak görmedik. Bir sorumluluk olarak gördük.
Bugün hâlâ büyük depremler yaşamış ve toparlanma mücadelesi veren işletmelerimiz var. Konteynerlerde ticaretini sürdüren üyelerimiz var. Yeni işyerine geçmeyi bekleyen üyelerimiz var. Son üyemiz yeni işyerine kavuşana kadar onların sesi olmaya devam edeceğiz.
Önümüzdeki dönemde de üyelerimizin en güçlü temsilcisi olmak istiyoruz. Ama artık hedefimizi daha da büyütüyoruz. Daha fazla üretim, daha fazla ihracat, daha güçlü işletmeler, daha fazla istihdam ve dünya pazarlarında daha güçlü bir Malatya… Gençlerimizin ve kadınlarımızın iş dünyasında daha fazla yer aldığı, teknolojiyi ve yapay zekâyı kullanan, yeşil dönüşümü gerçekleştirmiş, savunma sanayinde üretim yapan, lojistik altyapısını güçlendirmiş bir Malatya hayal ediyoruz.
Bizim hedefimiz makamı korumak değil, Malatya’nın ekonomik geleceğini daha güçlü hale getirmek.
Ve şunu özellikle ifade etmek istiyorum; Bugün olduğu gibi yarın da 13 bin üyemizin sesi olmaya devam edeceğiz. Kapımız da gönlümüz de üyelerimize sonuna kadar açık.